İstisna halinin tarihselliği

“Oyuncak, tarihselliğin nesnelerde vücut bulmasıdır.” demişti Agamben, şurada daha uzunca alıntıladığımız halinde. Gazeteci-yazar Leigh Philips, bu önermeyi Agamben’in diğer (ve çok daha meşhur) yazdıklarıyla birleştirmiş belli ki, ve “Agamben Oyuncakları” adını verdiği bir blog açıp, “istisna hali” için oyuncaklar toparlamış (Emrah Göker’den öğrendim, bu ayın paletleme amirliği’nde). ‘İsyan polisi’ legosundan İsrail ordusu oyuncak ayısına kadar, ...

Fareler Oyunda İkinci Sayı Yazı Çağrısı: ‘Türk Oyunu’

‘Türk oyunu’ “Küçük ve ufacıkken/ top oynayıp acıkırken”, masalsı maceralarımızın sonunda, “yüz milyon Türk’ün şu anda”, bizi “beklediğini Turan’da” farkında mıydık? Aslında tüm gayenin, bir bozkurtun sırtına binip, “Türk iline” varmak olduğunu biliyor muyduk? O Türk iline vardık mı? Yedi-sekiz-dokuz’un Ruslar’ın domuzluğuna; on-onbir-oniki’nin İtalya’nın tilkiliğine işaret ettiğine dair yaygın kanımız yerinde mi? Bir kısım futbolcu ...

Fareler Oyunda #1, Mart 2013, yayında! 8

Fareler Oyunda, blog küllerinden bir online dergi olarak yeniden doğdu. İki (belki üç?) ayda bir yayınlanacak, hem browser’da ayrı blog postları olarak, hem dergi tasarımı ve bütünlüğüyle pdf (ya da afilli flash uygulaması) olarak okunabilecek bir dergiye dönüştü.     İlk sayının giriş yazısını okumak için buraya tıklayabilir, ya da doğrudan dergiyi okumaya başlayabilirsiniz (flash, ...

Macera: Bir

 Fareler Oyunda’ya eşlik eden bir Macera daha var. Mert I. Erten’den. Mert I. Erten – smerten@gmail.com  İstanbul’da yaşar, e-ticaret mecrasında çalışır, kültürel meta tüketir.

“En bi’ 5″ Çaresiz Hissettiğimiz An

Epic Games’in yazarı Cliff Bleszinski bir yazı yazdı geçtiğimiz günlerde ve korku oyunlarının neden daha az yapıldığına dair ilginç bir tespit yaptı. Ona göre sorun genel olarak konsol oyuncularının “güçlü hissetmek” isteyen genç erkekler olması. Biz Fareler Oyunda cephesinde bu tespite katılıyoruz, ama tespitin oluşma sebebine karşıyız. Eğer bir şeyleri yapma amacımız bir şeyleri hissetmekse, ...

Atari Salonu’nda Patlama 2

Ben küçükken çok fazla ‘atari’ oynayan bir çocuk değildim. Fakat sayısı az da olsa ‘atari salonu’na gitmişliğim, Street Fighter oynamışlığım var. Bugün sizlere o günlerden birinde başıma gelen bir olayı anlatmak istiyorum. Dedemin asker olması sebebiyle gittiğimiz askeri kampta bir ‘atari salonu’ vardı. İşte benim sayılı atari salonu maceralarım da bu steril ortamda, asker abilerin ...

Günyele Chronicles 1: Narache Kampı

Büyük, boş çayırın ortasında tek başına kahverengi kürklü bir Tauren kafasını kaldırdı. Karşısında bir ateşin ortasından yükselen, ama alev almamakta direnen bir totemin etrafında dizilmiş köy büyükleri duruyordu. Vakit gelmişti artık. Çocukluğunu geride bırakmıştı, zaman erişkin olma zamanıydı. Küçük kızlar ve oğlanlar Narache Kampı’nın korunaklı kollarında büyürler, vakit geldiğinde de ilk adımlarını atarlardı. Ama bugün ...

Kelime Oyunları: Çocukluğun Şarkısı

Bugün kelime oyunlarından bahsedeceğiz. Birlikte. Kardeşinizle aynı yatakta, ikinizin de uykunuzun gelmediği bir gece. Birbirinizin söylediği son harften türettiğiniz futbolcu isimlerini bir hız arayışıyla birbirinize fırlatıyorsunuz. Kardeşinizle beraber koridorda top oynarken onun gollerini ofsayt gerekçesiyle saymadığınız günler geride kaldı ve o da artık bu konuda sizin kadar bilgili. Arada bir sessizlik olduğunda siz de onunla ...

Benim Cici İmparatorluğum

İmparatorluğu oynarken uysallaştırmak mümkün mü? Dünya haritasına bakıyorum. Önümde coğrafya. Dağlar, ovalar, çöller, nehirler. Nehirler denize varıyor. Her yer deniz, okyanus. Ortalarında adalar, bazıları küçük, bazıları büyük. Birbirlerine yaklaşıyorlar, nasıl? Yaklaşmıyorlar, hayır, çizgiler var aralarında. Adaların, kıtaların aralarında çizgiler var, denizleri çizgiler bölüyor. Gemiler gidiyor o çizgilerin üzerinden. Amiraller, tüccarlar, korsanlar, ajanlar, misyonerler, başka bir ...

The End: Atlamalı – Zıplamalı – Soru Cevaplamalı Bir Oyun

  Artık oyunların yaratık öldürmektir, dünyanın en büyük lunaparkını kurmaktır gibi yüzeysel konularda olmamasına iyice alıştık. Fazlaca felsefi içerikli oyunlar da oyun kütüphanemize girer oldu. Gerek büyük çaplı oyunların, gerek küçük flash oyunların, önemli bir miktarı artık “eğlenceli” diyemeyeceğimiz bir içeriğe sahip. Belki bu durum beklentimi yükselttiğinden, The End‘in aktarmaya çakuştığı felsefeyi zayıf buldum. Söz ...